İçeriğe geç
Adıyaman Gazetem

Meraklı okurlara yaşam ve burç notları

Şaşırtıcı Bilgiler

Şimşek Çaktıktan Sonra Gök Gürültüsü Neden Geç Duyulur?

Işık ile sesin hızı arasındaki devasa fark, gökyüzündeki en tanıdık gecikmeyi yaratır. Aradaki saniyeleri saymak olayın uzaklığını da ele verir.

Mert Sancaktar 5 dk

Gökyüzü bir anda aydınlanır, birkaç saniye sessizlik olur, ardından derinden gelen bir gürültü duyulur. Bu sıralama o kadar tanıdıktır ki çoğu insan üzerinde durmaz. Oysa ortada iki ayrı olay yoktur; ışık da ses de aynı olaydan doğar ve aynı anda yola çıkar. Bize farklı zamanlarda ulaşmalarının nedeni tamamen yolculukla ilgilidir.

Işığın ve sesin havada ilerleme hızları arasındaki fark, gündelik hayatta fark edilebilecek en büyük hız farklarından biridir. Bu farkı anlamak yalnızca meraklı bir bilgi değildir; aradaki saniyeleri sayarak olayın ne kadar uzakta gerçekleştiğini kabaca kestirmeyi de sağlar. İşte bu basit gözlemin arkasındaki mantık.

Tek olay, iki ayrı haberci

Bulutlar arasında ya da bulutla yer arasında biriken elektrik yükü boşaldığında, havadan çok kısa süreli ve çok güçlü bir akım geçer. Bu akım, geçtiği hava kanalını son derece hızlı biçimde ısıtır. Isınan hava aniden parlar ve aynı anda şiddetle genleşir.

Parlama, gözümüzün gördüğü ışıktır. Genleşme ise havada bir basınç dalgası oluşturur; bu dalga kulağımıza ulaştığında gürültü olarak duyulur. Yani ışık ve ses, aynı olayın iki farklı ürünüdür ve ikisi de tam olarak aynı anda başlar.

Buna rağmen ikisini aynı anda algılamayız. Aradaki gecikme, olayın kendisinden değil, iki dalganın bize kadar gelirken geçirdiği süreden kaynaklanır. Olay bittiğinde ışık çoktan gözümüze ulaşmıştır; ses ise hâlâ yoldadır.

Işık pratikte anında ulaşır

Işığın havadaki hızı saniyede yaklaşık üç yüz bin kilometredir. Bu, gündelik ölçekte kavranması güç bir büyüklüktür. Birkaç kilometre uzaklıktaki bir parlama, gözümüze saniyenin binde biri kadar bir sürede varır. İnsan algısı bu kadar kısa bir süreyi ayırt edemez.

Bu yüzden gökyüzündeki parlamayı gördüğümüz an, olayın gerçekleştiği an sayılabilir. Aradaki kuramsal gecikme vardır ama ölçülemeyecek kadar küçüktür. Pratikte “gördüğüm anda olmuştur” demek doğru bir yaklaşımdır.

Işığın bu hızı, aynı zamanda parlamanın neden geniş bir alandan aynı anda görülebildiğini de açıklar. Onlarca kilometre uzaktaki insanlar aynı parlamayı neredeyse aynı anda görür. Fakat aynı kişilerin sesi duyma zamanları birbirinden belirgin biçimde farklıdır.

Ses havada çok daha yavaş yol alır

Ses, boşlukta yayılmaz; taşınmak için havaya, suya ya da katı bir maddeye ihtiyaç duyar. Havada ilerlerken moleküller sırayla itilir, sıkışır ve gevşer. Bu zincirleme aktarım, ışığın yayılmasına kıyasla son derece hantal bir süreçtir.

Havada sesin hızı, ılıman koşullarda saniyede yaklaşık üç yüz kırk metredir. Yani bir kilometreyi yaklaşık üç saniyede alır. Beş kilometre uzaktaki bir olayın sesi, bize on beş saniye kadar sonra ulaşır. Bu süre, insanın rahatlıkla sayabileceği bir aralıktır.

Sesin hızı sabit değildir. Hava sıcaklığı arttıkça moleküller daha hızlı hareket eder ve ses biraz daha çabuk yayılır. Soğukta ise yavaşlar. Bu değişim, gündelik hesap için önemsizdir; ancak sesin bir malzeme özelliğine bağlı olduğunu gösterir.

Saniyeleri saymak neyi anlatır

Parlamayı gördüğünüz anda saymaya başlayıp gürültüyü duyduğunuzda durursanız, elinizde sesin yolda geçirdiği süre olur. Bu süreyi üçe bölerseniz kabaca kilometre cinsinden uzaklığı bulursunuz. Üç saniye yaklaşık bir kilometre, dokuz saniye yaklaşık üç kilometre demektir.

Bu hesap kesin değildir ama şaşırtıcı ölçüde işe yarar. Sayarken düzenli bir tempo tutmak önemlidir; heyecanla hızlı sayılırsa sonuç olduğundan yakın çıkar. Saniyeleri yüksek sesle ve eşit aralıklarla saymak daha güvenilir bir sonuç verir.

Aynı yöntemle olayın yaklaşıp yaklaşmadığı da anlaşılır. Ardışık gözlemlerde sayılan süre kısalıyorsa olay yaklaşıyor, uzuyorsa uzaklaşıyor demektir. Bu, tek bir ölçümden çok daha yararlı bir bilgidir.

Gürültü neden bazen çatırtı bazen uğultu

Yakın mesafede duyulan ses kısa, sert ve keskindir. Uzaktan gelen ses ise uzayan, alçak perdeli bir uğultuya dönüşür. Aradaki fark, sesin havada ilerlerken uğradığı değişimden kaynaklanır.

Yüksek perdeli bileşenler havada daha çabuk zayıflar. Mesafe arttıkça bu ince bileşenler kaybolur ve geriye kalın, boğuk bileşenler kalır. Bu nedenle uzaklık arttıkça ses hem hafifler hem de tonu kalınlaşır.

Sesin uzun sürmesinin bir nedeni daha vardır. Elektrik boşalması tek bir noktada değil, uzun bir kanal boyunca gerçekleşir. Kanalın farklı bölümlerinden çıkan sesler bize farklı zamanlarda ulaşır. Yakın bölümün sesi önce, uzak bölümün sesi sonra gelir; ortaya birkaç saniye süren bir yuvarlanma çıkar.

Yankı ve arazinin etkisi

Gürültünün uzayıp gitmesinde çevre de rol oynar. Dağ yamaçları, vadi duvarları, yüksek yapılar ve bulut katmanları sesi yansıtır. Doğrudan gelen ses geçtikten sonra yansımalar art arda ulaşır ve gürültüyü uzatır.

Açık ovada aynı olay daha kısa ve daha yalın duyulur, çünkü yansıtacak yüzey azdır. Dağlık bir bölgede ise aynı ses dakikaya varan bir yankı kuyruğu bırakabilir. Aynı olayın iki farklı yerde bambaşka duyulmasının nedeni budur.

Rüzgâr da sesin geliş biçimini etkiler. Ses, rüzgârın estiği yönde daha uzağa taşınır, ters yönde ise daha çabuk zayıflar. Bu yüzden aynı uzaklıkta bulunan iki kişiden biri sesi net duyarken diğeri güçlükle duyabilir.

Bazen ışık görünür ama ses duyulmaz

Uzak bir parlamanın gökyüzünü aydınlattığı, buna karşılık hiçbir ses duyulmadığı durumlar sık yaşanır. Bunun nedeni sesin havada mesafeyle hızla zayıflamasıdır. Yaklaşık yirmi kilometrenin ötesinde sesin duyulması genellikle mümkün olmaz.

Sıcaklık katmanları da sesi büker. Yerden yükseldikçe hava sıcaklığı değiştiğinde ses dalgaları yukarı doğru kıvrılabilir ve yeryüzündeki dinleyiciye hiç ulaşmadan yükseklerde kaybolabilir. Işık ise bu katmanlardan neredeyse etkilenmeden geçer.

Böyle gecelerde ufukta görülen sessiz parlamalar, ayrı bir olay değildir. Yalnızca sesi bize ulaşmayan, uzaktaki sıradan bir boşalmadır. Sessizlik, olayın küçüklüğünü değil uzaklığını gösterir.

Gözlem yaparken akılda tutulacaklar

Bu gözlem, ancak güvenli bir yerden yapıldığında anlamlıdır. Aradaki süre kısaldıkça olayın yakın olduğu anlaşılır ve bu durumda açık alanda beklemek doğru değildir. Sayma alışkanlığı, meraktan çok bir uzaklık ölçüsü olarak düşünülmelidir.

Kapalı bir alandan yapılan gözlemde ses biraz daha geç ve daha boğuk duyulur. Bu, hesaplamayı bir iki saniye şaşırtabilir. Kesin sonuç aranmadığı sürece bu sapma önemli değildir.

Yaygın bir yanlış, gürültünün şiddetinden uzaklık çıkarmaya çalışmaktır. Şiddet; arazi, rüzgâr ve yankı gibi çok sayıda etkene bağlıdır. Uzaklık için güvenilir olan tek ölçüt, ışıkla ses arasındaki süredir.

Işıkla sesin arasındaki bu birkaç saniyelik boşluk, doğanın en kolay ölçülebilen hız farkıdır. Aynı anda başlayan iki dalganın bize farklı zamanlarda ulaşması, gündelik hayatta hızın soyut bir kavram olmaktan çıkıp doğrudan sayılabilir hâle geldiği ender anlardan biridir. Bir sonraki gözleminizde saymaya başladığınızda, aslında havanın içinde ilerleyen bir dalganın yol süresini ölçüyor olacaksınız; üstelik bunun için hiçbir alete ihtiyacınız olmayacak.